

Nergis Öztürk ve Engin Hepileri’yi aynı sahnede buluşturan, hatırlamanın ve unutmanın sınırında, bir ömür boyu süren sevginin gücünü anlatan Elma Labrador Çimen adlı oyun hakkında bir yazı.




Banu Cennetoğlu’nun “ne karanfil ne kurbağa.” başlıklı kişisel sergisi, Bursa’nın endüstriyel geçmişi ile tarihinin kesiştiği noktada İMALAT-HANE’de sanatseverlerle buluşuyor. Banu Cennetoğlu ve serginin küratörü Yavuz Parlar’ın birbirleriyle ve geçmişle kurdukları diyaloğun fiziksel bir tezahürü niteliğindeki sergi üzerine bir yazı.




Dünyadan ve Türkiye’den mevcut örneklerle alternatif müzeler ve eleştirel müzecilik bağlamında anlatmanın, sorgulamanın ve düşünmenin mekânına dönüştürülebilecek modern müzecilik üzerine bir yazı.




Olga Tokarczuk’un tarih ile felsefeyi, bireysel hikâyelerle kolektif belleği buluşturan, yayımlanan ilk romanı Kitap’ın Yolcuları üzerine bir yazı.




Hakan Bıçakcı ile yeni öykü kitabı Geçici Manzara odağında yadırgatıcı durumlara, güvenilmez anlatıcılara, tuhaf insan doğasına, hayvanlara, haşerelere ve milimetrik ölçülere uymayan mekânlara dair konuştuk.




Bu yıl dokuzuncusu gerçekleşen, sinema, sanat ve kültürel mirasın buluşma noktası olmayı amaçlayan DART – International Festival of Art’ın ardından bir değerlendirme yazısı.




Kino Vertov tiyatrosunun ilk oyunu Will Eno’nun “her akşam yeniden kurulan bir seyir deneyimi vadeden” Dünyada adlı eseri oldu. Kamera-göz ile sahne-beden arasındaki sınırları bulanıklaştırarak seyirciyi edilgen değil, görünür bir tanık hâline getiren oyunun yaratıcısı Mehmet Ali Nuroğlu ile konuştuk.




Tijan Sila’nın kaleme aldığı, savaşın yalnızca şehirleri değil, insan ruhunu ve özellikle çocuklukları nasıl paramparça ettiğini anlatan sarsıcı bir tanıklık metni Saraybosna Radyosu üzerine bir yazı.


