Gündem Yazılar, Makaleler ve Haberler | Artful Living

GÜNDEM
  • 30-01-2026

    Seda Hepsev’in “Büyülü Kaçış” başlıklı kişisel sergisi 28 Şubat’a kadar x-ist’te sanatseverlerle buluşuyor.

    “‘Büyülü Kaçış’, masal ve mitlerde kahramanın sihirli bir dönüşüm aracılığıyla tehlikeden kurtuluşunu anlatan bir anlatı motifidir. Bu sergi, kaçışın dramatik anına değil; dönüşümün gerçekleştiği bir hâlden diğerine geçişin belirsiz ve askıda kalan eşiğine odaklanır. Seda Hepsev’in işleri, büyülü kaçışı bir kurtuluş anlatısı olarak değil bedensel, mekânsal ve zihinsel bir dönüşüm hâli olarak ele alır. Bu eşik, tamamlanmış bir varıştan çok süreklilik, geçicilik ve hareket fikri etrafında şekillenir.

    Üretimde kullanılan kumaşlar, çoğunlukla bağış yoluyla ya da Zürih’teki ikinci el pazarlarından temin edilir. Bu pazarlardan birinde yaşanan bir anekdot, serginin kavramsal çıkış noktalarından birini oluşturur: 6-7 yaşlarında bir kız çocuğunun çizdiği kanatlı figür, sanatçı tarafından kelebek, annesi tarafından ise ‘peri’ olarak adlandırılır; oysa çocuk bir sinek çizmiştir. Bu durum, kanatlı figürlere yüklenen toplumsal cinsiyet ezberlerinin ötesinde, göçmen bir çocuğun zihninde sinek gibi dirençli ve uyumlu bir varlığın yer etmiş olmasına işaret eder. Bu karşılaşmanın ardından sanatçı, kumaşları ağırlıklı olarak göçmen gruplardan, aile bireylerinden ve yakın çevresinden toplamaya başlar. Bu süreçte kurulan ilişkiler ve paylaşılan hikâyeler üretimin (ayrılmaz-buna gerek yok sanki) bir parçası hâline gelir. Kumaşlar, yalnızca bir malzeme olarak değil; geçmişe, bedene, eve ve dile ait taşıyıcılar olarak sergide yer alır. Geçmişe ait kumaşların yeniden biçimlendirilmesi, göçmenliğin mekân, beden ve dil ile kurduğu ilişkilerin yeniden düşünülmesiyle paralel ilerler.

    Sergideki formlarda bilinçli olarak kesinlikten kaçınır. Sabit bir temsile yerleşmek yerine, dönüşüm ve geçiş hâllerini çağrıştıran akışkan yapılar olarak var olurlar. Kumaşın mekân içinde askıda kalma hâli, tamamlanmış bir varıştan ziyade süreklilik ve hareket fikrini öne çıkarır. Burada dönüşüm, sonuca ulaşan bir eylem değil; devam eden, kesintiye uğramayan bir süreç olarak düşünülür. Serginin kavramsal ekseni de bu durmaksızın süren hâl değişimi içinde şekillenir. Bu yaklaşım, Georges Didi-Huberman’ın da işaret ettiği üzere, hafızayı yalnızca geçmişe değil, geleceğe ve yeniliğe açılan dönüştürücü bir güç olarak ele alır.”

    0
    0
    24
  • 30-01-2026

    Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un edebiyat tarihine damga vuran aynı adlı romanından uyarlanan Masumiyet Müzesi dizisinin fragmanı yayımlandı.

    Başrollerini Selahattin Paşalı ile Eylül Lize Kandemir’in paylaştığı, yönetmen koltuğunda Zeynep Günay’ın oturduğu Masumiyet Müzesi, 13 Şubat’ta izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. Senaryosu Ertan Kurtulan tarafından kaleme alınan ve Ay Yapım imzası taşıyan dizinin oyuncu kadrosunda ayrıca Oya Unustası, Tilbe Saran, Bülent Emin Yarar, Gülçin Kültür, Ercan Kesal, Hasan Erdem, Bora Akın, Zeynep Dinsel, Tolga İskit, Onur Ünsal, Enes Danış, Eren Kabatepe, Jessica Taşçı, Aybike Turan, Cem Bayurgil, Neslihan Arslan ve Cansel Elçin gibi isimler yer alıyor.

    1970’lerin ve 80’lerin İstanbul’unda geçen Masumiyet Müzesi, varlıklı bir ailenin oğlu Kemal ile uzak akrabası Füsun arasında başlayan fırtınalı hikâyeyi, aşkın, takıntının, mutluluğun, özlemin ve kaçırılmış ihtimallerin izinde sinematografik bir anlatıyla izleyiciyle buluşturuyor. Prodüksiyon tasarımı, kostümler ve sanat yönetimiyle dönemin İstanbul’unu ekrana taşıyan Masumiyet Müzesi’nde izleyiciyi nostaljik, derinlikli bir dünya, evrensel ve zamansız bir hikâye bekliyor.

    ​13 Şubat’ta tüm dünya ile aynı anda Netflix’te yayımlanacak Masumiyet Müzesi’nin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    31
  • 30-01-2026

    Çocuk kitapları yazarı, çevirmeni, editörü ve doğa eğitmeni Sima Özkan’ın çocukların doğayla daha uyumlu bir yaşam için günlük ve pratik bilgiler bulabileceği kitabı Doğa Dostunun Başucu Rehberi, Sevtap Sarıca’nın resimleriyle Doğan Çocuk’tan çıktı.

    Doğa Dostunun Başucu Rehberi, doğayla kurduğumuz ilişkiyi bir günde değil, zamana yayılan küçük adımlarla dönüştürmeyi öneren bir yolculuk kitabı. Okurlar bir yıl boyunca haftalık olarak eşlik eden 52 küçük ama etkisi büyük adımla karşılıyor. Her hafta, gündelik hayatın içinde çoğu zaman fark edilmeden yapılan alışkanlıklara yeniden bakmayı; doğaya daha dikkatli, daha saygılı ve daha bilinçli yaklaşmayı teşvik ediyor. “Ben ne yapabilirim ki?” diye düşünenler için cesaret verici bir başlangıç sunarken, hâlihazırda doğa dostu yaşam pratiklerini hayatına katmaya çalışanlar için de ilham verici yeni yollar açıyor.

    ​Bu kitap, doğayı yalnızca korunması gereken bir alan olarak değil, birlikte öğrenilen, dinlenen ve temas kurulan bir yol arkadaşı olarak ele alıyor. Daha az tüketmenin, daha bilinçli tercihlerin ve gündelik hayatta yapılan küçük değişikliklerin nasıl büyük bir etki yaratabileceğini sakin ve kapsayıcı bir dille anlatıyor.

    0
    0
    90
  • 29-01-2026

    Blind Fest, Blind ve Epifoni ortak organizasyonu ve %100 Müzik katkılarıyla, 23 ve 24 Haziran’da Lifepark’ta gerçekleşecek. Festivalin ilk geceki konuğu, çağdaş müziğin önemli isimlerinden Tom Odell olacak.

    Türkiye’de de çok geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Tom Odell konserinin biletleri 2 Şubat Pazartesi saat 12.00’de satışa çıkacak. İnsan ruhunun kırılganlıklarına, modern dünyanın baskılarına ve içsel hesaplaşmalara cesurca dokunan Tom Odell; her albümünde daha yalın, daha dürüst ve daha savunmasız bir anlatı kuruyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde ve 2021’de yayımladığı Monsters albümünden itibaren Odell’in şarkı yazarlığındaki hamlık ve içtenlik yeni bir dinleyici kuşağıyla güçlü bir bağ kurdu. 2012 çıkışlı “Another Love”, yalnızca Spotify’da 3 milyarı aşkın dinlenmeye ulaşarak kuşağının en ikonik şarkılarından biri hâline geldi. İlk çıkışında Brit Ödülü kazanan genç bir İngiliz pop yıldızı olarak tanınsa da Tom Odell, geçtiğimiz yıl yayımladığı yedinci stüdyo albümü A Wonderful Life ile hem sanatsal olgunluğunu hem de üretkenliğini bir kez daha kanıtladı. Blind Fest’in yeni isimleri ise önümüzdeki günlerde açıklanacak.

    ​23 Haziran’da Lifepark’ta gerçekleşecek %100 Müzik sunar: Blind Fest: Tom Odell konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    109
  • 29-01-2026

    Ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dönemin önemli kültür-sanat isimleri ve aile dostlarıyla yazıştığı mektuplarının zarflarından oluşan “Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi 29 Mart’a kadar Casa Botter’de sanatseverlerle buluşuyor.

    İBB Kültür ve İBB Miras katkılarıyla düzenlenen sergide Fikret Mualla’nın Bedri Rahmi’ye yazdığı bir mektup ile Eyüboğlu’nun Nâzım Hikmet için kaleme aldığı ve Yiğidim Aslanım olarak bilinen Zindanı Taştan Oyarlar şiirinin el yazması gibi parçalar özellikle dikkat çekiyor.

    Casa Botter’in yeni sergisi “Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu”, hem sanatçının özel dünyasına hem de Türkiye’nin kültür tarihine zarflar üzerinden bakmak isteyen izleyiciler için şiirsel bir durak sunuyor. Sergide, 1957-1974 yılları arasına tarihlenen ve Türkiye’nin yanı sıra ABD, Kanada ve Fransa adreslerini taşıyan zarflar yer alıyor. Adresli, tarihsiz ya da notlarla işaretlenmiş zarflar Bedri Rahmi Eyüboğlu ile eşi Eren Eyüboğlu, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu, oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu’nun yanı sıra Fikret Mualla, Mustafa Pilevneli, Turan Erol, Mehmet Ali Cimcoz, Tosun Bayraktaroğlu ve Ertuğrul Özakdemir gibi dönemin önemli isimleri arasındaki yazışmalara tanıklık ediyor.

    ​“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisinde yer alan zarflar tarihi birer belge olmanın ötesinde, Bedri Rahmi’nin görsel dünyasının küçük tuvallerine dönüşüyor. Soyut ve soyutlamaya yakın kompozisyonlar, tekrar eden biçimler, otoportre siluetleri, balık imgeleri, Amerika yıllarında kullandığı kum ve farklı malzemelerle oluşturulmuş yüzeyler, geleneksel motiflerle birleşerek sanatçının özgün dilini yansıtıyor.

    0
    0
    143
  • 29-01-2026

    Çukurlar kitabının yazarı Louis Sachar’ın koşulsuz sevginin iyileştirici gücüne dair kaleme aldığı modern klasiği Yanlış Sıradaki Çocuk, İpek Güneş Çıgay’ın çevirisiyle Tudem Yayınları’ndan çıktı.

    40 yıl önce yayımlanmasına rağmen gençlerin dünyasını yakalamayı sürdüren Yanlış Sıradaki Çocuk, öğretmen-öğrenci ilişkisini anlatan en dokunaklı metinlerden biri. Çevresi tarafından “ötekileştirilen” bir çocuğun içindeki saf iyiliği görmemizi sağlayan bu roman, okurda yarattığı duygusal derinlikle aynı anda hem güldürüyor hem de hüzünlendiriyor. Sachar, sosyal hayatta davranış sorunları yaşayan çocukların iç dünyasını gerçekçi bir üslupla yansıtıyor.

    ​Bradley, sınıfın en arka sırasında tek başına oturan, herkesin ''sorunlu'' olarak addettiği, hatta zamanla kendisinin bile buna inanmaya başladığı o kötü çocuk... Yalan söylüyor, kavga ediyor ve derslere odaklanamıyor. Zaten etrafındaki hemen herkesin ondan beklediği de bu! Ta ki bir gün yeni birileri karşısına çıkıp bitmek bilmez yalnızlığından onu kurtarana kadar. Jeff ile Carla'nın hayatına girmesiyle yeniden sevmeyi ve güvenmeyi öğrenen Bradley için değişim belki de ihtimal olmaktan çıkıyor. Adım adım öz güvenini geri kazanan kahramanımız ilk kez kendisini değerli hissetmeye başlayınca, kaderini tersine çevirmesi de kaçınılmaz oluyor...

    0
    0
    245
  • 28-01-2026

    İstanbul Devlet Opera ve Balesi – MDTistanbul, yeni prodüksiyonu Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla, 30 Ocak, 3 Şubat ve 6 Şubat tarihlerinde Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde sahnelenecek.

    Erika Silgoner’ın koreografisini yaptığı Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla, Carlo Collodi’nin klasik hikâyesini teknolojik, gölgeli ve çağdaş bir dünyada yeniden kurguluyor. Yalnız günlerini eski bir televizyonun karşısında geçiren yaşlı bir adam ile ona getirilen gizemli “sentetik çocuk” arasında doğan beklenmedik bağ, bambaşka bir evrenin kapılarını aralıyor. Devreler ve kodlanmış anılarla yaratılan bu yeni Pinokyo, durağan yaşam ritmini bozarak hem şiirsel hem de tedirginlik uyandıran bir dönüşüm yaratıyor. Garip, gizemli ve hayali varlıkların yaşadığı bir dünyada, gerçeklik, kaçınılmaz, parlak ve distopik bir biçime dönüşüyor. Koreograf Erika Silgoner’in sahneye koyduğu eserin müzik tasarımı Murat Gökçe Özücoşkun’a, dekor ve kostüm tasarımı Gülden Sayıl’a, ışık tasarımı ise Yasin Gültepe’ye ait.

    Modern dans prodüksiyonunun prömiyerinde; Pinokyo rolünde Demet Aksular; Geppetto rolünde  Canberk Yıldız; Mangiafuoco rolünde Erencan Karadi; Cricket(Cırcır Böceği) rolünde Tuğçe Göncü Ceylan; Cat(Kedi) rolünde Ekin Ançel; Fox(Tilki) rolünde  Ferhat Güneş; Lucignolo rolünde Kamola Rashidova; Blue Fairy(Mavi Peri) rolünde Chiara Giorda; Asistanlar rolünde Evrim Akyay,  Mert Aksu; Puppets (Kuklalar) rolünde; Beril Şenöz, Ozan Akgün, Buse Ercan, Destan Taştan, Nil Batırbaygil, Miray Bacı, Tufan Elitaş, Bianca Cerioni, Anna Zesakes sahnedeydi. Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla, Siemens’in destekçi sponsorluğu ile hazırlandı.

    Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    138
  • 28-01-2026

    Gül Ilgaz’ın küratörlüğünü üstlendiği, Emel Başarık ve Derya Ülker’in çalışmalarından oluşan “Yakın Takip, Bir Duolog” başlıklı sergiyi Galeri Miz’de 5 Şubat-3 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

    “Yakın Takip, Bir Duolog”, karşılıklı konuşma anlamının ötesinde iki görsel yaklaşımın birbirini dinlediği ve yan yana - iç içe konumlandığı bir alan öneriyor. Sergi, formel olarak benzer iki resim pratiğini iki farklı bakış mesafesi üzerinden bir araya getiriyor. Derya Ülker, canlı bir ağ gibi görünen insan topluluklarını geniş dış mekânlarda ve uzaktan bir gözle ele alırken, Emel Başarık daha lokal bir yaklaşımla aynı mahallede yaşadığı insanların gündelik yaşamını ve farklı kişilikleri resimlerine konu ediyor.

    Yakın takip; bakmak, izini sürmek, şahit olmakla ilgili bir kavramdır. Bu sergi sanatçıların içinde yaşadıkları toplumu, bireyleri ve birbirlerinin sanat yaklaşımlarını yakın takibe aldıkları bir sergi olarak izleyiciye sunuluyor. Kalabalık ile tekil; anonim ile bireysel, makro ile mikro arasındaki bu karşıtlık serginin temel omurgasını oluşturuyor. “Yakın Takip, Bir Duolog” sergisi insanın hem bir topluluğun parçası hem de tekil bir varlık olma hâlini görünür kılarak izleyiciyi kendi bakış mesafesini yeniden düşünmeye davet ediyor.

    Künye:
    1. Derya Ülker, 2026 Çokluklar, 75x100cm, tuval üzerine akrilik boya
    ​2. Emel Başarık, Kâğıt üz suluboya,70x100cm, 2020

    0
    0
    158
  • 28-01-2026

    2018 Wilhelm Raabe Edebiyat Ödülü sahibi Judith Schalansky’nin kaybolmuş coğrafyaları, türleri ve kültürel mirasları metinsel bir envanter içinde yeniden inşa ettiği kitabı Kayda Geçen Kayıplar, Ayça Sabuncuoğlu’nun çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.

    Schalansky; 12 bölümden oluşan Kayda Geçen Kayıplar’da bellek ve unutuşun birbirine zıt olduğu kadar iç içe geçtiğini özgün bir şekilde gösteriyor. Yok oluşun hüzünlü şiiriyle bellek arasındaki ince çizgide yürüyen eser, tarih yazımı ile edebiyat arasındaki sınırları bilinçli biçimde belirsizleştiriyor.

    Kaybolan şeylerin kaydı, insanlığın hafızasıdır.

    Pasifik’te okyanusa batan bir ada Tuanaki.
    Nesli tükenen Hazar kaplanı.
    Tek boynuzlu atların gerçekten yaşadığını öne süren bir fizikçi.
    17. yüzyılda Roma’da inşa edilen malikâne, Villa Sacchetti.
    Artık kayıp film olarak kabul edilen Mavili Çocuk.
    Sappho’nun kayıp aşk şarkıları.
    Tamamen yanan ve duvar parçaları yeni köy evlerinin yapımında kullanılan Von Behr Sarayı.
    Kayıp kutsal kitaplardan: Mani’nin Yedi Kitabı.
    Caspar David Friedrich’in bir yangında yok olan tablosu Griefswald Limanı.
    İsviçreli bir memurun binden fazla levha dikerek bir tür ansiklopediye çevirdiği kestane korusu Ormandaki Ansiklopedi.
    Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin Berlin’de inşa ettiği, 2000’lerin başında yıkılan Cumhuriyet Sarayı.
    Papaz Adolf Kinau’nun selenografileri.”

    0
    0
    112
  • 28-01-2026

    2000’li yıllardan bu yana indie rock sahnesinin sevilen gruplarından The National’ın vokalisti, şarkıcı ve söz yazarı Matt Berninger, Pulse organizasyonu ve +1 katkılarıyla 13 Temmuz akşamı JJ Arena Ataşehir’de sahne alacak.

    Indie rock sahnesinin son otuz yılına damga vuran gruplarından The National grubunun vokalisti Matt Berninger konserinin biletleri 30 Ocak Cuma günü satışa çıkacak. Solo kariyerine 2020 yılında yayımladığı Serpentine Prison albümüyle adım atan Berninger, ikinci solo albümü Get Sunk’ı ise 2025 yılında dinleyicilerle buluşturdu. Klasik bariton vokali ve güçlü söz yazarlığıyla tanınan sanatçı, kariyeri boyunca yalnızlık, aidiyet, kırılganlık ve insan ilişkilerine dair temaları kendine özgü bir dille ele aldı.

    Matt Berninger, lisans eğitimini grafik tasarım alanında Cincinnati’de tamamladı. Bu süreçte, ilerleyen yıllarda The National’ı birlikte kuracağı grup arkadaşı Scott Devendorf ile tanıştı. Reklamcılık alanındaki başarılı kariyerini geride bırakarak müziğe yönelen Berninger, otuzlu yaşlarında kurduğu The National ile kısa sürede çağdaş müziğin en saygın gruplarından birine imza attı. The National ile bugüne dek 10 stüdyo albümü yayımlayan Berninger, grup kariyeri boyunca dünyanın önde gelen festivallerinde sahne aldı; sayısız ödül törenine aday gösterildi ve uluslararası müzik sahnesinde kalıcı bir yer edindi. Grup çalışmalarının yanı sıra, 2014 yılında Ramona Falls ve Menomena üyelerinden Brent Knopf ile birlikte EL VY adlı projeyi hayata geçirdi. Ayrıca Game of Thrones dizisi ve Peter Dinklage’in başrolünde yer aldığı müzikal film Cyrano için soundtrack çalışmalarında yer aldı.

    0
    0
    109
DAHA FAZLA
Geldanlage